Kısa diyorlar bu yola. Bana uzun geliyor ama kısa ise bile azaplı çetrefilli bir yol. Sabah ayazı gibi azıcık içimizi serinleten hafiften üşüten bir şey değil, boran gibi tirtir titreten, donmamak için çaba sarfetmeye zorlayan bir şey. Günde 6 saat nöbet tutup, mıntıka temizliği yapıp, geriye kalan vakitlerini yatarak yahut t.v. seyrederek ya da birbirlerinin analarıyla olan münasebetlerine değinmekle geçiren yurdum uzun dönem askeri, sabah kurye akşam programcı, 6 saat nöbeti olan, mıntıka temizliğine iştirak eden kısa dönemi beğenmez. Komutanları da beğenmez ya onları, sineye çekmektir işimiz. Sevgiye çıkan yolları tıkamaya çalışan, nefret tohumları ekip meyveleri ile yaşayan bu kurumiçerisinde, nasıl bir hapis hayatı yaşamaktaysak; bir gün sivil hayatın varlığını hayal, diğer gün burada yaşadıklarımızı kabus zannediyoruz.
Çünkü burada herkes allameicihan, herkes kral yahut kralcı. Uz. çavuş dediğin sarp tepeleri, astsubay dediğin alçak dağları yaratmış. Çünkü buraya empati uğramamış, çünkü huzur çok uzaklarda, gurbette, ziyarette, gezmekte. Ah telefon sen olmasan, şimdi ne buradaki cuntacı krallar olurdu ne de ben...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder