23 Mayıs 2009 Cumartesi

Nöbet 15

Asker psikolojisi - ya da sadece benimkisi böyle - gelgitlerle boğuşuyor burda. Bir gün azgın dalgaların arasında boğulacak gibi, diğer gün sakin sularda sırt üstü uzanmış bulutları seyrediyorum. Yine sevdiğim tüm insanları düşünüyorum, ssevmediklerim aklıma dahi gelmiyor. Şizofrenmiyim :) kesin öyleyim bu gülüşten başka anlam çıkmaz....

Nöbet 12

Sosyal statü denen mevzuat tamamen ters işliyor burada. Cemiyette az çok yer edinmiş oturmasını kalkmasını bilen insan, burada en aşağılık insan durumuna düşüyor. Toplulukta osurmayı, geğirmeyi maharet sanan, sağa sola tükürükleriyle caka satan az tüylü lamalar, ortamı bir oyun hamuru gibi şekillendirebileceklerini sanıyorlar. Bu bücürlerin kafasını botumun topuğuna yem eylesem acep altında zerre misali beyin parçası kalır mı?..

Nöbet 11

Kızılırmak'ın üzerinden aştım bugün, patika yollar geçtim. Yeşile bulanmış kırların fırçası, biraz da üstüne buğday sarısı, güneş arkamızda. Fırtınaya doğru virajları döndükçe doğanın büyüsü yerini varılacak hedefin bedbahtlığına bırakıyor. Yine de bir günlüğüne de olsa zinciri uzatılmış köle olmak güzel. Yine tutsak, yine bağlı ama menzili uzun. Nüktedan bir gündü ... 89/1 ler yeni geldiler, inşallah masumiyetleri çamurlanmaz.

Nöbet 9

Bazen aklım karışıyor buralarda, sanki ense kökümden matkapla delmişlerde beynim akıvermiş. Düşüncelerim flulaşıyor, sadece etrafı izliyorum saf gözlerle anlam vermeden, veremeden, vermneye çalışmadan. Yalnızken yaptıklarından da mesuldur insan değil mi, ya da baktıklarından...

Nöbet 7

Kendi menfaatlerini hakikat sanan gafiller bir araya toplanmış yaramadıkları işlerin sohbetini, kaçış sebeplerini konuşurlar peyderpey. Her yapılan iş gafletlerinden bir parça koparacak olsa da, ısrarla sarılırlar gafletlerine, bir tembel hayvanın ağacına sarıldığı gibi.

Nöbet 6

Sabah nöbertlerinde, buradaki cemiyetin en vasıflı bireyleri katılıyor arama, Acur ve Mıcır; buralarda gezinen iki kedi işte. Sevimli cana yakınlar ama onlar dahi çekiniyorlar askerden. Bir süre sonra alıştılar bana, tekmelemem kovalamam, gülerim severim. Sabahları kimseler kalkmamışken onları izlemek keyifli doğrusu. Fonda kuşların cıvıltısı, eh etraf yemyeşil malum. 7 ye doğru bozulur buralar, yine doldurur avluyu basireti bağlı fikir fukarası kuklalar. Ama bugün iyiyim, herşey güzel olacak gibi ... mi ...

Nöbet 4

"Şu askerlik hiç bitmese keşke !!" Böyle söyleyen insanlar varmış. Ne hazin bu cümlenin manasını çözebilmiş değilim. He aslında rastlamadım da bunları söyleyene, rivayet işte. Ancak düşününce ki nöbette yapabildiğiniz yegane şey; askerliğin bitmemesi umut tutulması gibi birşey. Dışarıya çıktığınızda yapacağınızı hayal ettiğiniz binlerce şeyin, umutlarınızın yok olması demek. Böyle birşey olsaydı, Socrates gibi gülerek, savunmayı reddederdim kendimi - ki askeriyede savunma ve elştiri yersizdir -, gülüp geçerek zehirli baldıran şerbetini yudumlardım herhalde 2500 yıl öncesi gibi.

Nöbet 3

Cenab Şahabettin "Yerinde sayanlar yürüyenlerden çok patırtı eder" diyor. İşte asker ocağını özetleyen bir sözdür bu. Kişisel gelişime kapalı, şahsi görevlerini erlere yaptıran yine de en çok sesi çıkan grup var ya; - hani kendilerine uzman diyorlar da uzmanlık alanları belli değil - Tüm yürüyen ya da en azından yürümeye hazır insanların önlerine geçmişler, yerlerinde sayıyorlar. İnsanlar çıkan sese aldanıp şahlanıyorlar sanmasın...

Nöbet 2

Hani elimiz sertleştikçe, nasır tuttukça hem o narin, nazik dokunuşunu hem de dokunduğunu hissetmeyi yavaş yavaş kaybeder ya; İşte öyle nasır koymaya çalışıyor askeriye askerinin hissiyatına. Önce yavaş yavaş yitirmeni istiyor hislerini, sevgiyi, nefreti, mutluluğu, kederi, neşeyi, kini, sonra kalan hislerinin hissizliğini hissedip uğurlamanı istiyor onları şafak gününe kadar. Ama insan en çok sivildeki kini nefreti unutuyor, onları pırpırlara layıkı ile sunabilmek için ...

Nöbet 1

Geri dönüp baktığımda, 29 sene ne çabuk ta geçmiş. Bazen açlıkla sefaletle, bazen bollukla toklukla zenginlikle, bazen savururken bulduğumu, bazen de zamanı... Ama yalnızlık çekmeden, hep yanımda eşimle, dostumla, şuyumla, buyumla. Peki şimdi 20 kişi ile yanyana yatarken çektiğim yalnızlık, kum saatinin kumlarının yukarıya akması nasıl tasavvur edilir. Askerlik işte tarifi zor, tahayyülü dar mevzuat.